Kimler Online

Şu anda 1 misafir bağlı
Almanak
OnLine TV
Siteler
İSTİHDAM RAPORUMUZU YAYIMLADIK

Hemen tüm kamuoyu yoklamalarında İŞSİZLİK ülkemizin en önemli -ekonomik, sosyal - sorunu olarak görünüyor.

SAV olarak, bu aydan itibaren  Erhan BİLGİN yönetiminde  İstihdam / işsizlik konusundaki gelişmeleri ve verileri sürekli olarak izleyecek ve  somut göstergelere dayanan, gerekli soruların sorulmasını sağlayan raporları hazırlamaya gayret edeceğiz.

İçerik olarak istatistik analizle sınırlanmamış, maddi dayanağı olmayan yargılar içermeyen ama  nesnel ve öznel süreçleri birlikte ele alan raporları sendikalarımızın, araştırmacılarımızın, uzmanlarımızın ve hepsinden önemlisi tüm çalışanların kullanımına sunacağız.

İstihdam raporları her ay düzenli olarak yayımlanmasının yanısıra istihdam ve işsizlik sorununu farklı açılardan (örneğin istihdamsız büyüme, kayıtdışı istihdam ve işsizlik v.b. ) ele alan farklı raporlarla da zenginleşecek.

SAV olarak sürekliliği olan RAPORLARI hazırlamayı bu döneme özgü hedeflerimiz arasına almıştık; İSTİHDAM raporunun bu yolda güçlü bir adım olmasının diliyor ve bu çalışmayı üstlenen Erhan BİLGİN'e teşekkür ediyoruz.

SAV YK

 
BASIN AÇIKLAMASI:İŞSİZLİKTEKİ DÖNEMSEL GERİLEME, UZUN DÖNEMDE KİTLESEL İŞSİZLİĞE ÇARE OLABİLECEK Mİ?

Sosyal Araştırmalar Vakfı istihdam raporuna göre Mayıs 2010’da resmi ve gerçek işsizlikte gözlenen düşüşün Eylül ayına kadar sürmesi muhtemel olmakla birlikte uzun dönemli olması mümkün görünmüyor.

Sosyal Araştırmalar Vakfı bünyesinde, İktisatçı Erhan Bilgin yönetiminde hazırlanan Raporda İşsizliğin gerilemesinde, Türkiye emek piyasasında yaz mevsiminde her yıl gözlenen (devrevi-konjonktürel) unsurların ve birkaç aydır, ekonomideki nispi toparlanmanın (sanayi üretimindeki artışın, hizmetler sektöründeki genişlemenin ve yeni kurulan şirket sayısındaki) artışın etkili olduğu belirtiliyor.

Raporda işsizliğin azalış eğiliminde iki noktaya vurgu yapılıyor: Birincisi, kriz döneminde oluşan kitlesel işsizler,  ikincisi Türkiye emek piyasasına her yıl ortalama 750 bin ila 900 bin dâhil olanların durumu.

Rapora göre, işsizlikteki düşüş eğilimi, ne kriz döneminde oluşan işsizlik “stokuna” eklenen kitlesel işsizlerin azalmasını sağlayacak, ne de emek piyasasına her yıl ilk kez eklenen 750 bin ila 900 bin kişinin tümünü kapsayacak hıza sahip değil. 

Raporda Krizden sonra işsizliğin, kriz öncesi dönemdeki düzeye gerilemesinin mümkün olamayacağı ifade ediliyor ve bunun nedeni olarak işsizliğin düşmesini sınırlayan karşıt eğilimler üzerinde duruluyor. Bu karşıt-eğilimlerin hâkim olduğu bir ekonominin ne krizde oluşan 1 milyon 100 binlik kitlesel işsizliği ne her yıl emek piyasasına dâhil olan 750 bin ila 950 bin emekçinin iş taleplerini karşılaması mümkün olmadığı kaydediliyor.  

Raporda işsizliğin kaderinin, piyasa unsurlarına bırakılamayacağına kamunun kitlesel istihdam yaratması gerektiğine vurgu yapılıyor. 

Raporun tümünü yüklemek için tıklayın

 

Devamını oku...
 
Sosyalistler kendi dilini ne zaman kuracak? Ya da Hayır'ın anlamı -Mehmet Türkay*

Türkiye’de uzun süredir yaşananları düşününce ağır bir soru bu. Çünkü çok acılar yaşandı ve yaşanmakta. En genel tanımlamayla sosyalistlerin kendi ortak dilini oluşturamamış olması pratik açısından neredeyse anlaşılmayı gerektirmeyen bir duruma işaret etmektedir artık. Bu durumu en doğru anlayan, aralarındaki gereksiz ama ısrar edildikçe yine gereksiz bir biçimde kalıcı hale gelen ayrılıkları maalesef çoğaltan en geniş kapsamıyla yine de sosyalistlerdir. Ancak, en geniş anlamıyla sosyalistler, görüldüğü kadarıyla uzun zamandır bu topraklarda sadece sosyalist olarak var olmak için davranıyorlarmış gibi bir duruşa sahipler.

Biraz hafızamızı yokladığımızda 12 Eylül darbesini izleyen bu kadar sürede yine en geniş tanımıyla sosyalistler halka hangi sorun karşısındaki tavır alışlarıyla ulaşabildiler? İlk akla gelen “bir dakika karanlık” eylemleri ve ilk başta Hrant Dink’in katledilmesini izleyen birkaç ay ve Tekel işçilerinin sürdürdüğü, sosyalistlerin yardım ettiği akamete uğramış direniştir ki bunlardan herhangi bir sonuç alınamadığı en azından şimdilik ortada. Bu örneklerde bir ara kurulabilen dili sosyalistler ellerinden kaçırdı. Bu durumun nedenleri epey fazladır muhtemelen, ancak nedenler ne olursa olsun bu durumu, yani bu örneklerde kurulan ilişkinin neden sürdürülemediğini ve sonrasında yeniden kurulamadığını sosyalistler, bildiğim kadarıyla bu haliyle tartışmadılar. 

Devamını oku...
 
Sol referandumda ne diyor?

Orijinali için tıklayın

DİSK- AKP Türkiye’ye özgürlüğü, eşitliği, demokrasiyi çok görmektedir. AKP sadece kendisi için özgürlük, sadece kendisi için eşitlik ve sadece kendisi için demokrasiyi yeterli görmektedir. – devamı...

TMMOB- 12 Eylül Anayasasına da, onun bir devamı olan AKP anayasasına da "hayır" diyoruz. Eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa ancak demokratik katılımın bütün kanalları açılarak yapılabilir. – devamı...

TTB- Toplumun tüm kesimlerini içine alan, katılımcı, emekten, özgürlükten ve insan onurundan yana kurucu bir meclis tarafından hazırlanacak demokratik yeni bir anayasa talebimizi ve böyle bir çabaya destek vereceğimizi yüksek sesle dile getiriyoruz – devamı...

KESK- Bugüne kadar 81 maddede yapılan değişiklikler, darbe ürünü olan 1982 Anayasasının antidemokratik ruhunu ortadan kaldırmayıp siyasi ve toplumsal sorunlara çözüm üretmediği gibi bu değişiklikler de sorunlarımızı çözmeyecektir – devamı...

Devamını oku...
 
EMEP, ÖDP, TKP ve Halkevleri'nden Ortak Hayır Deklarasyonu

Orijinali için tıklayın

EMEP, ÖDP, TKP ve Halkevleri anayasa değişiklik referandumu öncesi hazırladıkları ortak deklarasyonu kitlesel bir etkinlikle imzaya açtı



Emek Partisi (EMEP), Türkiye Komünist Partisi (TKP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Halkevleri, Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda yüzlerce kişinin katılımıyla anayasa değişiklik referandumuna ilişkin ortak bir deklarasyon yayımladı. Etkinliğe sendika, meslek odası ve kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra birçok sanatçı, aydın ve akademisyen de katılarak destek oldu.

Açılış konuşmasında “Bizler ‘hayır’ seçeneğinin sosyalist, halktan ve emekten yana içeriğini verenleriz” denirken, EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, TKP Genel Başkanı Erkan Baş ve Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol sahnedeki masaya davet edildi. Dört örgütün genel başkanlarının ardından akademisyen İzzettin Önder, şair-yazar Sennur Sezer, tiyatro sanatçısı Metin Coşkun, akademisyen Hayri Kozanoğlu, Türkiye Sakatlar Derneği Başkanı Yılmaz Demirer, gazeteci Atilla Özsever, Dev Sağlık-İş Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve 12 Eylül’de gördüğü işkenceler sonucu sakat kalan eğitimci Vakkas Özüpak sahnede kurulu masadaki yerlerini aldı.
Devamını oku...
 
Emek ve meslek örgütleri ve Referandum

KESK

Barışa Dayalı, Eşitlikçi, Özgürlükçü, Halkçı Ve Demokratik Yeni Bir Anayasa Talebimiz Gerçekleşinceye Kadar Mücadeleye Devam Edeceğiz

KESK Genel Başkanı Sami EVREN’in Konfederasyonumuzun referanduma yaklaşımına ilişkin basın açıklaması: 12 Eylül 2010 tarihinde bir referanduma gidiyoruz.

Ø    Referandumlar halk iradesinin ortaya çıktığı, her fikrin kendini rahatça ifade edebildiği, her zeminde sağlıklı tartışmaların yürütüldüğü bir süreci ifade ederler.

Ø    Geleceğimizi ilgilendiren kararların genellikle siyasi parti liderlerin iki dudağı arasına sıkıştığı ülkemizde referandumlar daha da anlamlı ve önemlidir.

Ø    Ancak uzun süredir devam eden kutuplaşmalara yeni birisinin eklenmesi nedeniyle referandumların amaç ve özünden daha baştan itibaren uzaklaşıldığını ifade etmek istiyoruz.

Ø     Referandum süreci iktidar ile muhalefetin kayıkçı kavgasına dönüşerek, seçimden önce bir mevzi kazanma savaşı olarak yürümektedir.

Ø    Nitekim değişikliklerin yapılmasından bu yana geçen sürede yapılan tartışmalar, hükümetin ve yüksek yargının tutumu, çatışmanın giderek artacağını göstermektedir.

Gerek antidemokratik, dayatmacı yasalaşma süreci gerekse sonraki yargısal süreç ve bu sürece ilişkin tartışmalara bakıldığında 12 Eylül günü halkın görüşünü özgürce açıklayabileceği bir referandum yerine, çoğunluk partisinin kararını halka onaylatması şekline dönüşecektir.

TMMOB

"Şimdi "12 Eylül düzeni ile gerçekten hesaplaşmayan hiçbir anayasa değişikliği ile uzlaşmayacağız" deme zamanıdır.

Şimdi "AKP‘nin anayasa değişikliğine hayır" deme zamanıdır"

DİSK

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi 12 Eylül’de referanduma sunulacak anayasa değişiklik paketine “hayır” oyu vereceklerini açıkladı

Anayasa değişiklik referandumuna ilişkin açıklama yapan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, AKP’nin anayasa değişikliğini kendi siyasi ihtiyaçlarına göre yaptığını belirterek, siyasal ve sosyal barışı sağlam temeller üzerinde oturtmayı amaçlayan bir değişikliğin en geniş uzlaşıyla yapılması gerektiğini vurguladı.

Çelebi, değişikliğin sendikal haklar açısından sorunlu olduğunu ifade etti. Aynı işkolunda birden çok sendikaya üye olunamaz maddesinin kaldırılmasının olumlu olduğunu belirten Çelebi, emeklilerin, gençlerin, işsizlerin, ev kadınlarının, çiftçilerin de sendika kurmasına, sendikaya üye olmasına olanak sağlayacak bir değişikliğin pakette yer alması gerektiğini dile getirdi. Çelebi, kamu emekçilerine toplu sözleşme hakkının tanınmamasının da eksiklik olduğunu ifade etti.

"12 Eylül ürünü Anayasak'a da, 12 Eylül uzantısı Banayasa'ya da hayır"
Siyasi partiler ve seçim yasasının da bütünüyle değilmesi gerektiğini söyleyen DİSK Genel Başkanı, siyasi partilerin demokratik bir yapıya büründürülmesinin ve seçim barajının kaldırılmasının demokrasi için şart olduğunu vurguladı. Çelebi, “Halkın iradesine ipotek koyan ve anti-demokratik bir düzenleme olan bu referandum, ölümü gösterip sıtmaya razı etmekten başka bir anlam taşımamaktadır” diyerek 12 Eylül’e kadar sürecek bir kampanya başlatacaklarını söyledi. İşçileri bilgilendirmeye dönük yapılacak kampanyanın sloganı "12 Eylül ürünü Anayasak'a da, 12 Eylül uzantısı Banayasa'ya da hayır" olacak.
 

Devamını oku...
 
"Üç parti de 12 Eylül Anayasası'nı savunuyor"

Orijinali için tıklayın

Referandumda hayır oyu kullanacak olan EMEP’in Genel Başkanı Levent Tüzel iktidarın 12 Eylül ürünü olan devlet yapısını güçlendirmek istediğini, CHP ve MHP’nin de 12 Eylül felsefesine sahip çıktığını belirtiyor.

BURAK COP

ntvmsnbc
Güncelleme: 12:17 TSİ 27 Temmuz. 2010 Salı

İSTANBUL - Gelecek 12 Eylül'de halkoyuna sunulacak Anayasa değişikliklerinin Türkiye'nin temel sorunlarına hiçbir çözüm getirmeyeceğini savunan Emek Partisi lideri Tüzel, yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu ve bunun bir kurucu meclis tarafından hazırlanması gerektiği görüşünde.  

Emek Partisi (EMEP) referandumda hayır diyecek. Neden?
Hayır diyeceğiz çünkü bu anayasa değişikliği AKP hükümetinin topluma sunduğu gibi yeni bir anayasa, demokratik ve sivil bir anayasa anlamına gelmiyor. 12 Eylül Anayasası’nı ortadan kaldıran bir değişiklik değil. Şimdiye dek 12 Eylül Anayasası’nın birçok maddesi değiştirildi. Ama bunlar ülkenin sorunlarını çözmekten, demokratikleşmeden, işçinin emekçinin taleplerini karşılamaktan çok uzak oldu ve hiçbir şeyi değiştirmedi. Bir diğer şey; bu bir darbe anayasasına karşı sivil güçlerin hazırladığı bir anayasa olarak sunuluyor, oysa ki 12 Eylül’ü, mevcut anti-demokratik devlet yapısını, organlarını meşrulaştırmaya ve güçlendirmeye dönük bir değişiklik. Ve esas itibariyle de siyasi iktidara yargı reformu adı altında yargıyı kontrol altına aldıran, iktidarın oradaki etkisini, gücünü arttıran bir düzenleme.

Türkiye’nin birçok temel problemleri var; demokratikleşmeye dair, laikliğe dair, emekçilerin örgütlenmesine dair, siyasi özgürlüklere dair. Bunlara çözüm getiren düzenlemeler yok. Makyaj tarzında; Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, ombudsmanlık, kadınların ve çocukların hakları gibi; esasında sosyal hayatın ve toplumsal mücadelenin geride bıraktığı şeyler buraya adeta makyaj olarak yapıştırılmış durumda.
 

Devamını oku...
 
'AKP'nin 12 Eylül'le bir derdi yok'

Orijinali için tıklayın

Anayasa referandumunda hayır diyecek partilerden ÖDP’nin lideri Alper Taş, AKP’nin, 12 Eylül Anayasası’nın ruhunu pekiştirip kurumlarını güçlendirmek istediği görüşünde.

BURAK COP

ntvmsnbc
Güncelleme: 11:47 TSİ 28 Temmuz. 2010 Çarşamba

İSTANBUL - Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı Alper Taş’a göre değişiklik paketi Cumhurbaşkanı’nın gücünü arttırıyor, dolayısıyla iktidarı dağıtmak yerine merkezde topluyor. Taş bu değişiklikleri AKP’nin, Başkanlık sistemine geçiş yolundaki adımları olarak yorumluyor.  

Neden hayır?
Referandum süreci bizim “hem 12 Eylül Anayasası’na hem de AKP Anayasası’na hayır” pozisyonumuzun gerekçelerini kamuoyuyla paylaşacağımız bir süreç. Bu değişiklik önerilerine biz AKP Anayasası diyoruz. Bu gerçekten de AKP’nin dayattığı bir anayasa. Toplumun diğer kesimlerinin katılımını içermeyen toptancı bir anayasa. “Ya hep ya hiç” mantığıyla dayatılıyor.

12 Eylül, sosyal devletin o zamana kadarki bütün kazanımlarının reddiyesine dayalı, özelleştirmenin ve piyasanın önünü açmak, neo-liberal düzenin önünü açmak amacı ile 24 Ocak kararlarının o anti-sosyal programını hayata geçiren bir darbe. AKP’nin getirdiği anayasa paketinin özü de aynıdır. Çünkü AKP’nin paketi yerinden denetim yetkisini yargının elinden alarak özelleştirmeler konusunda Anayasa’da yer alan bazı önlemleri bütünüyle bertaraf etmeyi amaçlıyor.

Devamını oku...
 
AKP'nin 12 Eylül oyunu ve kapitalizmde ordunun işlevi üzerine& - Özgür Müftüoğlu (Evrensel)

Orijinali için tıklayın

AKP Hükümeti iktidarını sürdürmek için akla gelmedik oyunlar çeviriyor. Son oyun, 12 Eylül’de yaşanan katliamların ardından Başbakan’ın gözyaşı dökmesi... 12 Eylül darbesinden buyana geçen 30 yılın 8 yılında doğrudan AKP iktidardadır. AKP kadrolarının önemli bir kısmı ise ANAP ya da Refah Partisi içerisinde iktidarlarda yer edinmişlerdir. Yani darbeden buyana geçen 30 yıl içinde doğrudan ya da dolaylı olarak AKP ve AKP’liler bu ülkeyi yönetmişlerdir. Ama “ne hikmetse” aradan geçen bu 30 yılda akıllarına bile gelmeyen Erdal Eren’i Necdet Adalı’yı bugün anıp, onlar için gözyaşı dökmektedirler.

Gözyaşının ne hikmetle döküldüğü bellidir. AKP önce iktidarını daim kılacak biçimde Anayasa’da değişiklikler yapmaya çalışmış ancak buna tek başına gücü yetmeyince de sözde 12 Eylül’le ve 12 Eylül sonrası anti demokratik düzenle hesaplaşacağı görüntüsü verecek birkaç maddeyi de Anayasa değişiklik paketine dahil etmiştir. Ancak referandum süreci resmen başlayıp referandum için renkler belirginleşince AKP ve ona yakın çizgide bulunan siyasi yapılar dışında referanduma destek gelmeyeceği anlaşılmıştır. Bunun üzerine referandumu ve sonrasında da iktidarını kaybetme telaşı içerisinde AKP, iktidarı süresince icra ettiği anti demokratik anlayışı unutturup, demokrasi özlemi duyan kesimleri yanına çekmeye çalışmaktadır. Hal böyle olunca da Erdal için Necdet için gözyaşı dökme numarası yapacak kadar trajikomik bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Referandum üzerinden yürütülen tartışmalarda AKP’nin sahicilikten uzak son derece aldatıcı yaklaşımları başlı başına anayasa değişikliğinde demokrasi beklentilerinin inandırıcılığını ortadan kaldırmıştır. Ancak sadece AKP’nin çarpık yaklaşımları üzerinden giderek anayasayı, referandumu ve de 12 Eylül darbesini tartışmak yetersizdir. Referandum vesilesiyle 12 Eylül ve Anayasa tartışmalarının gündeme getirilmiş olmasından yararlanılarak darbenin de darbe düzenin de ardındaki gerçekleri tüm açıklığıyla ortaya koymak gerekir.

Devamını oku...
 
Bu ip germe yarışında biz yokuz

Orijinali için tıklayın

Referandumun siyasi özgürlükler ve emekçi hakları alanında hiçbir şey getirmeyeceğini savunan Ertuğrul Kürkçü, “AKP ile CHP arasındaki bu ip germe yarışı boykot edilmeli” diyor.

BURAK COP

ntvmsnbc
Güncelleme: 11:33 TSİ 26 Temmuz. 2010 Pazartesi

İSTANBUL  - 12 Eylül 2010’da yapılacak olan Anayasa değişiklik paketi referandumu öncesinde TBMM’de temsil edilen partiler pozisyonlarını açıkladılar.

Referandumda yurttaşlara ‘evet’ oyu kullanma çağrısında bulunan AK Parti ile ‘hayır’cı CHP ve MHP miting meydanlarında kampanyalarına başlarken, BDP oylamayı boykot edeceğini ilan etti. Mecliste temsil edilen ancak grubu olmayan DSP de ‘hayır’ cephesinde yer alıyor. 

ntvmsnbc bu önemli oylama öncesinde küçük hacimli partilerle sağ ve sol görüşlü aydınlara mikrofon uzatıyor. Serinin ilk röportajı, gazeteci-yazar ve Sosyalist Gelecek Parti Hareketi dönem sözcüsü Ertuğrul Kürkçü’yle.

Devamını oku...
 
Anayasanız da, "değişikliği" de sizin olsun!

Orijinali için tıklayın

Ertuğrul Kürkçü
Kılıçdaroğlu ve Erdoğan emekçileri böler. Bizim ihtiyacımız ve çıkarımız, Türk ve Kürt emekçilerin birleşmesinde, 12 Eylül diktatörlüğünü ortadan kaldıracak, emek ve özgürlüğe  dayalı yeni bir anayasa yapacak bir Kurucu Meclis için harekete geçmesinde

Anayasa Mahkemesi bir kere daha adalet dağıttı:“Benim hakkım bana, Hükümetin hakkı hükümete!”

Mahkeme, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Meclis çoğunluğunun oylarıyla geçirilen Anayasa değişikliği kararının iptali için yaptığı başvuruyu geri çevirirken Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerinde öngörülen adaylık ve oy kullanma usullerine ilişkin bazı hükümleri iptal etti. Meclisten gelen kararın geri kalanıyla ilgili bir görüşme yapmadı.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 15 Toplam: 175